Trt 2 Gibi Kadın

Umutsuzluğumuzun kapımıza gelmesi için az mı bekledik. Umutsuzluk mu, yoksa ince derin bir şikayet mi?
Yoksa
Faaliyet içinde geçen gece ve gündüzlerimizin bizi bıraktığı anlarda kalbimizi eline geçiren ve henüz mahiyetini anlamadığımız bir melal mi? Bir iki adım daha atmamak için nasıl da direniyoruz. Dayandığımız şeylerin hangisi buna değerdi? Küçücük oluşlarda hemen yakınımızdaki selametlere kavuşacağımıza amansız gururumuza boyun eğip hazımsızlıklar içinde bir dolu ufak sıkıntının ardında ufalandık durduk.-ve umutsuzluğumuzun kapımızdan ayrılmaması için az mı çabaladık.

İnsan, gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz. Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi?

supertitiz:

Yeşilin her tonunun yılda yalnızca 2 ay görüldüğü bir kentten, yeşilin her tonun yılda 8 ay göründüğü başka bir kente sefer öncesi yaşananlar yukarıdaki gibiydi. (Yukarıda yazanları siktir edin) Artvin’e güneydoğusundan gitmeyi düşünürseniz sizi Şavşat karşılar. Biz öyle yaptık. Ardahan il…

Ama şuramda bir bulantı. Gitmiyor, geçmiyor. İnsanlar arasında durmadan mikrop gibi yayılan bir hastalığın bulantısı bu. Kuşku ve güvensizlik. Bunları böyle düşünmek zorunda kalışım… yoklaya yoklaya yaklaşmak herkese. Şu anlamda ya da bu anlamda. Adımları hesaplı atmak. Yürekleri hesaplı açmak. Açık olmamak. Her gün biraz daha kapanmak. Her gün biraz daha köstebekleşmek, tilkileşmek, böcekleşmek.
tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı, hayatın içine insanı yerleştirir. ve onun içine koyacak bir şey bulamaz.
işte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve en anlamsızı kılınışının hikayesi. evrenin orasını burasını felsefeyle, sanatla, aşkla, hatta ironik bir biçimde tanrıyla bezerken, ortak anlamsızların en küçüğünün elbette bir gerçeği unutması gerekmektedir: hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır.
alper canıgüz (oğullar ve rencide ruhlar)
aşk, mutluluk şarkısına dönüşen bir yalnızlık çığlığıdır, yüce aşkla beraber, olağanüstü, ulvi harikuladelikler insan yaşamının bir parçası oluverir, onun sayesinde, ten ve kafa birbiri içinde erir. aralarında tam bir uyum kurulur… artık öncesi gibi değildir insan, ani bir değişime uğramış, tene bağlı duyguları ruhani bir boyut kazanmıştır. benzer bir değişim, karşımızdaki insanda da gerçekleşir. kendisi olmaktan çıkmıştır kişi, umut edip bekleyen birisi yerine, yepyeni bir hayata başlayan bir başkası vardır karşımızda. sizi gerçekten tamamlayan insanla karşılaşmışsanız, hiçbir ayrılık, hiçbir kopuş düşünülemez artık… yüce aşk, bu iki değişik insanın birbiriyle sağladığı uyumdur.
jurnal
Bu manasızlığın ortasında önce herkesi, sonra da sevgilim, bilhassa seni düşünüyorum.
Sait Faik Abasıyanık,Son Kuşlar (via vecihininsesi)

'Adil olmanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.

Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olmadığını söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.

sana kırgın değilim, yalnız attığın her yanlış adım dünyamın bir sütununu deviriyor. dünyamın, yani senin dünyanın. hafızanda çatık kaşlı bir hatıra olarak yaşamak istemezdim. sana dayanabilsem harabeler içinde yeni bir kale kurabilirdim kendimize. olmadı. olmuyor. bu kitapların da, fedakarlıkların da kimseye faydası yok. sen de koş, sen de düş, sen de yaralan. kalbimin duracağı bahtiyar güne kadar seninle beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?
cemil meriç
insanların apartmanlarda üst üste yaşaması, bisikletin sadece iki tekerleğin üstünde gidebilmesi, uçakların havalanması değil ama belki durması.
mucizelerin en büyüğü de yaşlanmak. o uzun çizginin ortasında durup iki tarafa da uzun uzun bakabilmek.. ister yaşama bak, ister ölüme.
güneşin oğlu